SAĞLIKLI BESLENME
SAĞLIKLI BESLENME DİYET 12 ADIM
1- Günlük tükettiğiniz besinlerin
çok çeşitli olmasına özen gösterin. Bu besinlerin çoğunluğunu hayvansal
gıdalar yerine bitkisel gıdalardan seçin.
• Besinlerden en iyi şekilde yararlanabilmeniz için, mevcut olan çeşitli besinleri bir arada tüketmeye özen gösterin.
• Günde sabah, öğle ve akşam olarak 3 öğün beslenin. Kahvaltı günün en önemli öğünüdür, öğün atlamayın ve düzenli beslenin.
• Daha çok doğal ve taze besinleri tercih edin.
2- Günlük beslenmenizde ekmek ve tahıl grubu besinlerin (bulgur, mısır, pirinç, makarna v.b.) bulunmasına özen gösterin.
•
Günlük enerji gereksiniminin en az % 55i karbonhidratlardan
sağlanmalıdır. Yeterli miktarda karbonhidrat (kompleks karbonhidratlar)
ve posa içeren besinler tüketin.
3- Her gün birkaç kez çeşitli taze sebze ve meyve yiyin (günde 5-7 porsiyon).
•
Sebze ve meyveler; vitamin-mineral ve posa gereksiniminizi
karşılamaktadır. Posa özellikle barsak hareketlerini düzenler, kan
şekeri ve kolesterol düzeylerinin düşmesine yardımcı olur.
• Her öğünde mutlaka taze sebze ve meyve yiyin.
4-
Her gün orta düzeyde fiziksel aktivite yaparak vücut ağırlığınızı
tavsiye edilen sınırlarda tutunuz (Beden Kitle İndeksi 20-25 olmalıdır).
•
Besinlerle aldığınız enerji miktarı ile harcadığınız enerji miktarını
dengeleyerek vücut ağırlığınızı koruyabilirsiniz. Vücut ağırlığınızın
boyunuza uygun olmasına dikkat edin.
• Yeterli ve dengeli
beslenmeyle birlikte düzenli olarak yapılan fiziksel aktivite, kalp ve
solunum fonksiyonlarını düzenler, osteoporozu önler ve bireylerin
sağlıklı kalmasına yardımcı olur.
• Her gün düzenli olarak yürüyüş yapın.
5-
Günlük tükettiğiniz yağ miktarını kontrol edin. Yağdan gelen enerji
miktarı, toplam enerjinin % 30 unu geçmeyecek şekilde olmalıdır.
Yemeklerinizde hayvansal kaynaklı yağlar yerine, doymamış yağ
asitlerinden zengin bitkisel sıvı yağları (zeytinyağı, ayçiçek,
mısırözü vb. yağları) kullanınız.
• Yemeklerinizi pişirirken
haşlama,ızgara ve fırında pişirme yöntemlerini kullanınız, kızartma ve
kavurma yöntemlerinden kaçınınız.
• Etli pişirdiğiniz yemeklere ayrıca yağ ilave etmeyiniz.
6-
Yağlı et ve et ürünleri (sucuk,salam,sosis vb.) yerine balık, tavuk,
hindi eti veya kuru fasulye, nohut, mercimek gibi kurubaklagilleri
tercih ediniz.
• Yağ ve kolesterol yönünden zengin olan hayvansal
kaynaklı besinler yerine kurubaklagilleri tercih edin. Böylece yağ ve
kolesterol alımını azaltmış olursunuz.
• Günlük protein alımınızı
hayvansal ve bitkisel kaynaklardan dengeli olarak alınmasına özen
gösterin. Diyette daha çok sebze/meyve, tahıl ürünleri ve kuru
baklagiller tüketilerek kompleks karbonhidrat, vitamin / mineral ve
posa alımı arttırılmalıdır.
7- Yağsız veya az yağlı süt ve süt ürünlerini (yoğurt, peynir, kefir v.b.) yiyiniz.
• Düzenli olarak süt veya yoğurt tüketilmesi kemik sağlığınız için de çok önemlidir.
• Pastörize veya sterilize süt için.
8-
Az şekerli besinleri tercih edin, çay şekeri gibi rafine şekerleri
mümkün olduğunca tüketmeyin, tatlılar ve şekerli içeceklerin tüketimini
sınırlandırınız.
• Rafine şeker, şekerli içecekler, tatlılar, pasta,
kek vb. besinler bileşimindeki şeker ve çeşitli soslar (karamel sos,
çikolata sos vb.) nedeniyle yüksek enerji içermektedirler. Bu
besinlerin yenilme sıklığını azaltarak vücut ağırlığınızı kontrol
altında tutun.
9- Günlük tuz alımınızı azaltınız (ortalama 1 çay kaşığı).
• Sofrada yemeklerinizin tadına bakmadan tuz ilave etmeyin.
• Salamura, konserve, zeytin ve turşu gibi tuz içeren besinlerin tüketimini azaltın.
10- Mümkünse alkol kullanmayın. Eğer kullanıyorsanız en aza indiriniz.
•
Bir gram alkol 7 kalori vermektedir. Alkol ile birlikte enerjisi yüksek
olan besinlerin (çerez, kuruyemiş ve bazı yağlı besinler) tüketilmesi
alınan enerjiyi artırarak kilo alımına sebep olmaktadır.
11-
Besinlerinizin hazırlanması, pişirilmesi sırasında hijyen kurallarına
dikkat ediniz.Yiyeceklerinizi pişirirken haşlama, fırında ve buharda
pişirme yöntemlerini tercih ediniz. Kızartmalardan kaçınınız. Böylece
yemeklerinize ekleyeceğiniz yağ, tuz ve şeker miktarını azaltmış
olursunuz.
12- Bebeklerinizi ilk 6 ay sadece anne sütüyle besleyiniz ve 6 aydan sonra uygun
besinlere başlayarak yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlayınız.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
BESLENMENİZİ DEĞİŞTİRİN BESLENME YÖNTEMLERİ
Romatizma tek bir hastalık değildir, 200’e yakın hastalık bu sınıfına girer. Eklem romatizmaları olarak romatoid artirit, osteoartrit, yumuşak doku romatizmalarında ise fibromiyalji, boyun ağrısı, bel ağrısı en sık görülenleridir.
Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Kalıtsal özellikler bazılarında önem taşır. Eklemlerdeki yükü artıran şişmanlık ya da damar yapısını bozan sigara kullanımı gibi dış etkenler romatizma hastalıklarını etkileyebilir.
Beslenmenizi değiştirin
Romatizmal hastalıkların bir bölümünde hastalık çok uzun süre devam edebilir. Bu yüzden tedavide ilaçlar ve düzenli hekim kontrolü ihmal edilmemelidir. Yapılan tedaviler hastalığı tamamen yok etmese dahi günlük yaşamınızın ağrısız ve rahat olmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Romatoid artirit ağrıları (RA) ile hastalık belirtileri ilk başta belirip kaybolsa da devreler halinde yenilenir ve zamanla sürekli hale gelir. Zaman içinde eklemler deforme olabilir ve hareket edemez hale gelebilir. Ciddi ağrıya neden olmasına ek olarak RA, önemli derecede sakatlığa neden olur ve normal yaşamı engeller.
Beslenmede yapılacak değişiklikler ağrıyı azaltmaya yardımcı olabilir ve RA ile ilişkilendirilen sakatlıkların çoğunu önleyebilir.
Artritli hastalarda eklem şişliği, ağrı ve tutukluğu nedeniyle yemek hazırlamak sorun olabilir. İlaçları iştahı azaltabilir, mide rahatsızlığı yapabilir. Ağrı ve depresyon nedeniyle iştah ve yeme alışkanlıkları bozulabilir. Bütün bunlara rağmen sağlıklı bir diyet için çaba sarfedilmelidir.
Artritli hastaların çoğunda yüksek tansiyon ve kalp hastalığı gibi eşlik eden sağlık sorunları bulunur. Diyette kolesterol ve yağların azaltılması bu hastalıkların kontrolünü ve önlenmesini sağlayacaktır.
Meyve, sebze ve tahıllar hem enerji açısından hem de bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olduklarından çok önemlidir. Önemli bir vitamin-mineral kaynağı olan bu besinlerin çoğu yağdan fakir, liften zengindir ve çok faydalıdır.
Şekerler ne kadar besinlere tat katsa da kalorisi yüksek olduğundan kilo almaya neden olabilir. Tuz ise su tutucu bir maddedir. Özellikle yüksek tansiyonu olan hastalarda kısıtlanması önerilir.
Bunlara daha az yer verin
Eğer alerjiden şüpheleniliyorsa veya varlığı onaylandıysa süt ürünleri ve buğday,Et, özellikle çok yağlı parçalar,
Kısmen hidrojene yağlar dahil olmak üzere doymuş yağ.
Okur sorusu:
Hiyalüronik asit ile ilgili bazı bilgiler duyuyorum ancak vücudumuzda eksikliği oluyor mu? Cilt sağlığı için faydalı mı? Besinlerle vücuda sağlamak mümkün mü?
Hiyalüronik asit, vücudumuzdaki tüm bağlayıcı dokularla eklemlerin içinde doğal olarak bulunur. Zamanla yaşlanmaya bağlı olarak ya da kimyasal maddeler ve güneş ışığı gibi çevresel faktörlerin etkisiyle azalabilir. Bu da ciltte kırışıklıklar, saç dökülmesi, görme bozukluğu, osteoartrit ve eklem problemlemlerine neden olabilir. Bulunduğu dokuya esneklik ve sağlamlık verir, su tutma kapasitesine sahip temel bir maddedir. Vücudumuzda en çok deride (yüzde 60), kas, göz ve eklemlerde bulunur.
Yara iyileşmesinin ilk safhalarında hiyalüronik asitin hızlı üretimi çok önemlidir. Hiyalüronik asit hücrelerin yenilenmesini uyarır. İyileşmeyi hızlandırır ve yaranın kapanmasını sağlar. Ameliyat veya travmadan sonraki ilk birkaç gün ağızdan yeterli miktarlarda glukozamin verilmesinin yaradaki hiyalüronik asit üretimini artırdığı ve daha hızlı iyileşmeyi desteklediği, muhtemelen yaralanmaya ilişkin komplikasyonları azalttığı yönünde çeşitli araştırmalar var. Günümüzde, birçok madde bu amaç için kullanılmaktadır. Ancak besinlerle böyle bir sonuç almak mümkün değildir, daha detaylı bilgi için cilt doktorunuzla görüşmenizi tavsiye ederim.
Beslenmede artırmanız gerekenler
Omega 3 yağ asitleri için somon, ton, ringa, uskumru, gibi soğuk su balığı tüketin. Bazı hastalarda uzun süreli “omega-3” yağ asidi içeren balık yağları ile beslenme eklem tutukluğunda hafif bir düzelme yapmıştır. Yağlı balık tüketimiyle artritteki inflamasyon yani iltihabın azaltılabileceği düşünülmektedir. D vitamini için somon, ton, karides, ayçekirdeği, yumurta ve (eğer süt ürünlerine karşı bir alerji mevcut değilse) D vitamini açısından zenginleştirilmiş süt ürünleri önemlidir. Organik yetiştirilmiş meyve ve sebzeleri tercih edin. Sızma zeytinyağ kullanın.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::