Ölmeden Önce görülecek 10 Yer

2016-06-23 09:39:00
Ölmeden Önce görülecek 10 Yer |  görsel 1
<

Ölmeden Önce görülecek 10 Yer, yaz tatilinde nerelere gidilir

Yaz tatili geldi. peki ama nereleri gezebiliriz.?Şimdi yazımıza gezilecek 10 yeri ekliyoruz. Bizce buraları mutlaka ama mutlaka görmelisiniz.

1. Sümela Manastırı, Trabzon
 
Sümela Manastırı, Trabzon

Sümela Manastırı, Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere köyü sınırları içerisinde yer alır.  Deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Yunan Ortodoks manastır ve kilise kompleksinin tam adıPanagia Sumela  veya Theotokos Sumeladır.

Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atinalı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem'in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela'nın yerini görmüşler. Bunun üzerine  birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon'a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır.

Fotoğraf: Mustafa Tayar

2. İshak Paşa Sarayı,Ağrı
 
İshak Paşa Sarayı,Ağrı

Doğubeyazıt İlçesi'nin 5 km. doğusunda, bir dağın yamacındaki tepe üzerine kurulan Saray, Osmanlı İmparatorluğu'nun Lale Devrindeki son büyük anıt yapısıdır. 18. yy. Osmanlı mimarisinin en belirgin ve seçkin örneklerinden olduğu kadar, sanat tarihi yönünden de değeri büyüktür. Sarayın Harem Dairesi Takkapı kitabesine göre yapılış tarihi 1784'tür.

Fotoğraf: Mehmet Bönce

3. Nemrut Dağı, Kahta, Adıyaman
 
Nemrut Dağı, Kahta, Adıyaman

Dünyanın sekizinci harikası Nemrut, Yüksekliği on metreyi bulan büyüleyici heykelleri, metrelerce uzunluktaki kitabeleriyle, UNESCO Dünya Kültür Mirasında yer almaktadır.

Nemrut Dağı, üzerinde barındırdığı dev heykellerin ve anıt mezarın yanı sıra, dünyanın en muhteşem gün doğumu ve gün batımını seyredilebildiği yer olmasıyla da ilgi çekmektedir. Her yıl binlerce insan gün doğumu ve gün batımını seyretmek için Nemrut Dağına gelmektedir.

Fotoğraf:Peerakit Jirachetthakun

4. Karagöl, Artvin
 
Karagöl, Artvin

Artvin ili sınırları içinde yer alan Karagöl 368 ha. alana sahip olup, 14.08.2002 tarihinde Bakanlar Kurulu’nca Tabiat parkı olarak ilan edilmiştir.

Karagöl, bir heyelan gölüdür ve 19.yüzyıl başlarında, bugünkü “Klaskur (Aralık) Yaylası”nın yakınlarındaki bir tepenin heyelan sonucu Klaskur (Aralık) Deresi’nin önünü kapatmasıyla oluşmuştur. 

Aralık köyü’nde tarihi eski taşköprü bulunmaktadır. Aralık, Atanoğlu ve Karşıköy köyleri sınırları içerisindeki gölü kuş bakışı gören ve yaz aylarında kullanılan Heba ve Aralık-Atanoğlu Yaylaları yer almaktadır. Göl, erozyon nedeniyle dolma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Fotoğraf: Ahmet Yapan

 

5. Pamukkale, Denizli
 
Pamukkale, Denizli

Pamukkale çevresindeki sıcak termal suların kaynağı bölgedeki fay hatları ve jeolojik olaylardır. Bölgede 35-100 derece aralığında sıcaklıklara sahip 17 adet sıcak su alanı yer almaktadır. Pamukkale kaynağı çok eski çağlardan hatta antik devirlerden beri kullanılmaktadır. Kaynaktan çıkan termal su 320 metre civarındaki bir mesafeyi kat ederek traverten başına gelir. Buradan da traverten katmanlarına dökülerek 240-300 metre kadar yol kat etmektedir.

Buradaki kat kat görünümü oluşturan kimyasal tepkimeler dizisinde çökelen kalsiyum karbonat başlangıçta jel halinde bir yapıdadır. Zamanla sertleşen bu jelimsi yapı, traverten halini almakta ve pek çok turistin ilgisini çekmektedir.

Fotoğraf: Ahmet Şahin

 

6. Kümbet Yaylası, Giresun
 
Kümbet Yaylası, Giresun

Kümbet Yaylası, Doğu Karadeniz bölgesinde, 1640 metre rakımlı yayla doğu karadenizin en meşhur ve turistik yaylalarındandır.

Giresun'un 52 km güneyinde Dereli ilçe sınırlarındadır. Dereli ilçesine kadar 30 km yol asfalt, Dereli-Kümbet Yaylası arası 22 km yeni asfalt yol olup, yaz aylarında dolmuşlarla gidilebilir. Kümbet yayla gezisi gidiş İkisu, dönüş Güdül üzerinden yapılırsa, çok güzel manzaralar görülebilir. Yine Şebinkarahisar yoluyla da Sivas ve İç anadolu'dan gidilebilir.

Yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmıştır.Turistik 5 yıldızlı Otel kompleksi, PTT acentesi, sağlık ocağı, bakkal, kasap, manav, et lokantası, fırın, kır kahvesi ve oto tamircisi hizmet vermektedir. Aymaç Tepesi, Şahİsmail Düzü, Melikli Obası, Şıh Obası Yavuzkemal gibi çok sayıda yayladan oluşan Kümbet Yaylaları kamp ve piknik alanı olarak rağbet  görmektedir.

Fotoğraf: Ahmet Yapan

 

7. Erciyes Dağı, Kayseri
 
Erciyes Dağı, Kayseri

Erciyes Dağı, 3.917 m. yüksekliği, bulutları delen zirvesi, tepesinden eksik olmayan karı ve insana ilahî duygular veren azametiyle, Kayseri’nin sembolüdür.

Sönmüş bir “küme volkan” olan dağdaki volkanik patlamaların 30 milyon yıl önce başladığı, Erciyes'ten çıkan küllerin rüzgârla kilometrelerce uzaklara taşınarak, Hasan Dağı ile birlikte, Kapadokya bölgesindeki peri bacalarını oluşturduğu düşünülmektedir. Yüksek kısımları her mevsim karla kaplı olan Erciyes’in kuzeyinde bir kilometre uzunluğunda dağ buzulu vardır. Ayrıca dağın doruğunda bulunan, Bizans rahiplerinin inzivaya çekildiği mağaralar, kötü hava şartlarında dağcılar için sığınak olmaktadır.

Dağcılık ve kış sporlarında Türkiye’nin belli başlı merkezlerinden olan Erciyes, Kayseri’nin 30 km. güneyinde yer alır. Erciyes kayak pisti dünyanın en iyi kayak pistlerindendir.

Fotoğraf: Murat Atçı

 

8. Xanthos Antik Kenti, Antalya - Muğla
 
Xanthos Antik Kenti, Antalya - Muğla

Fethiye-Kas karayolu üzerinde Fethiye'ye 46 km. uzaklıktaki Kınık Köyü'nde yer alır. Şehir, Xanthos nehri (bugün Esen Çayı) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur. İlki Esen Çayı'nın kenarından sarpça bir kayalık seklinde yükselen surla çevrili Likya akropolü; ikincisi ise kuzeydeki daha yüksek ve geniş olan Roma akropolüdür.

Xanthos kenti, birçok önemli özelliklerinin yanında tarihi en çok acılarla dolu kent olarak bilinir. Tarihçiler, kentin birçok kez yerle bir olduğunu veya yandığını fakat yeni şehrin küller arasından yeniden yeşerdigini yazarlar. 

      Likya'nın başkenti olan Kanthos'un adı, Likya yazısı ile yazılmış kitabelerde ARNNA olarak geçer. Homeros, Sarpedon yönetimindeki Xanthos'luların Troya savaşlarına katıldıklarını yazar ki bu olay şehrin en eski yazılı tarihine işaret eder. Şehir, M.Ö. 546'da Pers kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır. Xanthos'luların kahramanca karşı koyup direnmelerine rağmen çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek insansız ve harap bir şehri Harpagos'a bırakırlar, bu toplu intihardan o sırada şehirde bulunmayan 80 aile kurtulur ki şehirlerini yeni gelen göçmenlerle yeniden kurarlar.

Fotoğraf: İbrahim Barun

 

9. Mardin
 
Mardin

Mardin, mimari, etnografik, arkeolojik, tarihi ve görsel değerleri ile zamanın durduğu izlenimini veren Güneydoğunun şiirsel kentlerinden biridir.

Mardin'de, farklı dini inanışlar paralelinde, sanatsal açıdan da tarihi değeri olan camiler, türbeler, kiliseler, manastır ve benzeri dini eserler barındırmaktadır. Mardin, İpek Yolu güzergahında olup, 5 han ve kervansaray mevcuttur.

Fırat ve Dicle nehirleri arasında Mezopotamya bölgesinde, tarih boyunca pek çok medeniyet yerleşmiştir. Bir dağın tepesinde kurulmuş olan Mardin, Yukarı Mezopotamya'nın en eski şehirlerinden biridir.

M.Ö.4500' den başlayarak Arami Süryani Arami/Süryani Subari, Sümer, Akad, Babil, Mitanniler, Asur, Pers, Bizans, Araplar, Selçuklu, Artuklu, Osmanlı hakimiyetine girmiştir.

Fotoğraf: Erkam Uğur

 

10. Kapadokya, Nevşehir
 
Kapadokya, Nevşehir

Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.

İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hrıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu'nun baskısından kaçan Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

 

11. Ölüdeniz, Fethiye, Muğla
 
Ölüdeniz, Fethiye, Muğla

Ölüdeniz, Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. Ölüdeniz kumsalı yüzde seksen iki oyla 2006 yılında dünyanın en güzel kumsalı seçilmiştir.

Belde, turizm açısından oldukça gelişmiştir. Likyalılarda ışık ve güneş diyarı, Ortaçağ'da "Uzak Diyar" olarak tanınır, Anadolu'nun güneybatısında yer alan Teke Yarımadası'da bulunur. Türkiye'de bulunan deniz kulağı (lagün) oluşumlarından biridir.

Ölüdeniz, adı gibi durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde Belceğiz kıyıları dalgalarla boğuşurken, Ölüdeniz'de sadece çırpıntılar meydana gelir.

Ancak durgun gibi gözüken Ölüdeniz, gözle görünmeyen üç nedenle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, Ölüdeniz'de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları, dipte içeriden açık denize doğru bir akıntı yaratmaktadır. İkincisi, bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı bir sirkülasyon oluşmasıdır. Üçüncüsü ise gel-git etkisi ile iki-üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir ve alçalır. Bu da büyük miktarda deniz suyu giriş ve çıkışı sağlamaktadır.

Fotoğraf: Mehmet Ali Dikiciaşık

 

12. Pokut Yaylası, Çamlıhemşin, Rize
 
Pokut Yaylası, Çamlıhemşin, Rize

Pokut, Çamlıhemşin in üstünde, 2100 metre yükseklikte Hemşin yaylasıdır. Palovit ana vadisine bakıyor.. Geniş çam ormanlarıyla kuşatılmış Pokut, doğa yürüyüşçülerin ve fotoğraf severlerin vazgeçemedikleri bir yerdir. Pokut'un evleri yüz-yüzelli yıllık geçmişe sahip. Yontma taşlardan ocak kısmı ve onun üzerindeki ahşap yapısı ve çatısını örten sacları, ile insana güven duygusu veren bu evler 2-3 odası, mutfağı ve maran denilen yiyecek ambarından oluşuyor. Özgün mimariye sahip bu evler Pokut un güzelliğine güzellik katıyorlar. 

Fotoğraf: Funda Özcan

 

13. Ballıca Mağarası, Tokat
 
Ballıca Mağarası, Tokat

Ziyarete açılan 8 salonu 680 m. uzunluğunda ve 95 m. yüksekliğinde olan Ballıca Mağarası, dünyanın en büyük ve en görkemli mağaralarından biri. Bu doğa harikası, henüz ziyarete açılmayan ve keşfedilmemiş bölümleri ile gizemini korumayı sürdürüyor.

Ballıca Mağarası'ndaki oluşumları izlemek, doğal bir müzeyi gezmek gibi. Yaşı yaklaşık 3.4 milyon yıl olarak tespit edilen Ballıca Mağarası, şimdiye kadar tespit edilen tüm mağara oluşumlarına sahip olmanın yanı sıra, özgün Soğan Sarkıtları ile de uluslararası önem taşıyor. Mağaranın ziyarete açılan bölümlerinde dolaşmak, her adımda hayrete düşüren, heyecan veren gizemli bir yolculuğa çıkmak gibi. 

Fotoğraf: Tuna Özata

 

14. Halfeti, Şanlıurfa
 
Halfeti, Şanlıurfa

2002 yılı itibariyle Halfeti ilçesi, Birecik barajının su tutmasıyla, ilçenin 45' nün en verimli tarım alanları su altında kalmış ve tek geçim kaynağı çiftçilik, yok olmuştur. Bu nedenle halkın büyük bölümü göç etmek zorunda kalmıştır. Bölge coğrafi özelliklerinden dolayı (kaya ve bozkır ekosistemi) sanayileşmeye uygunda değildir. Barajın su tutmasıyla beraber, su dışında kalan Rum Mimarisi Taş Evlerin görünümü ile bir sahil kentine bürünen Halfeti, turizmcilerin ilgisini çekmeye başlamıştır. 

Fotoğraf: Aylin Erözcan

 

15. Hasankeyf, Batman
 
Hasankeyf, Batman

Hasankeyf’in ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Ancak şehir ve etrafındaki binlerce mağara insanların buraya çağlar öncesinden yerleştiğini gösteriyor. Hasankeyf, insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır. Hem içinden Dicle nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur. Yekpare taştan meydana gelen kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adını almıştır.

Fotoğraf: Zeynep Uğurdağ

 

16. Yerebatan Sarnıcı, İstanbul
 

42
0
0
Yorum Yaz